Skip to main content

Bugün WhatsApp’ı açtığımızda “WhatsApp koşullarını ve gizlilik ilkesini güncelliyor” başlığı ile uygulama içi bir bildirim karşıladı hepimizi. İlkelerdeki önemli değişiklikler:

  • WhatsApp hizmeti ve verilerinizi nasıl işlediğimiz,
  • İşletmelerin, WhatsApp sohbetlerini saklamak ve yönetmek için Facebook tarafından barındırılan hizmetleri nasıl kullandığı,
  • Facebook Şirket Ürünleri’nde entegrasyonlar sunmak için Facebook ile nasıl çalıştığımız,

şeklinde olmak üzere üç ana başlık altında özetlenirken; söz konusu değişikliklerin 8 Şubat 2021 tarihi itibarı ile yürürlüğe gireceği, bu süre içerisinde değişiklikleri kabul etmeyenlere ait WhatsApp hesaplarının ise silineceği bilgisi verildi.

Bir çoğumuz acelemiz olduğundan o an karar vermek ve içeriğini tam olarak bilmediğimiz bir sözleşmeyi imzalamak istemediğimiz için “sonra” seçeneği ile bu önemli kararı sonraya bıraktık. Bazılarımız ise WhatsApp’ı vazgeçilmez gördüğünden, böyle konuları önemsemediğinden, okuma alışkanlığı olmadığından, “benim zaten gizlim saklım yok” diye düşünerek veya herhangi bir gerekçeyle, yapılan değişiklikleri incelemeksizin önüne konulan bu sözleşmeyi anlık bir kararla imzaladı.

WhatsApp koşullarını ve gizlilik ilkesini güncelliyor ama neden? Bu güncellemenin asıl amacı nedir, WhatsApp neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duydu?

Zuckerberg ve Mahremiyet Algısı

WhatsApp ilkelerinin güncellenmesi konusuna girmeden önce, WhatsApp’ın sahibi Zuckerberg’in mahremiyet algısı ile ilgili birkaç bilgi paylaşmak isterim.

Facebook’un kurulduğu ilk yıllarda, henüz 19 yaşında olan Zuckerberg’in bir arkadaşına gönderdiği mesajlar, arkadaşı tarafından ifşa edilmişti. Zuckerberg arkadaşına şöyle diyordu: “Harvard’daki herhangi birisine ait herhangi bir bilgiye ihtiyacın varsa bana sorman yeterli. Dört binin üzerinde eposta, fotoğraf, sosyal medya hesabı bilgileri elimde mevcut.” Bu bilgilere nasıl ulaştığını soran arkadaşına Zuckerberg’in verdiği cevap düşündürücü: “İnsanlar kendileri paylaşıyorlar, nedenini bilmiyorum. Bana güveniyorlar. Geri zekâlılar.” (BusinessInsider)

2010 yılında yayımlanan “The Facebook Effect” isimli kitapta, Facebook’un ilk COO’su (Operasyon Direktörü) Sheryl Sandberg şöyle diyordu: “Mark; şeffaflığa, açık toplum ve açık dünya vizyonuna gerçekten çok fazla inanıyor ve tüm insanları buna zorluyor. Bunun gerçek olabilmesi için insanlara ufak tefek yetkiler ve konfor sağlaması gerektiğini de biliyor. Daha açık olmanızı istiyor ve bu noktaya gelmenize yardımcı olduğunda mutlu oluyor. Ona göre bu, bir sonuçtan fazlasını ifade ediyor. Ben ise kesinlikle öyle olmadığını düşünüyorum.” (TechRepublic)

Yine 2010 yılında katıldığı bir etkinlikte Zuckerberg, “Mahremiyet artık toplumsal norm değil. İnsanlar sadece daha çeşitli ve daha çok bilgiyi paylaşmakla kalmıyor, aynı zamanda bu bilgileri daha fazla insanla ve daha açık bir şekilde paylaşıyorlar.” demişti (The Guardian). Zuckerberg’in bu tespitinin doğru olduğunu üzülerek görüyor ve yaşıyoruz. Belki de bu tespit (veya hedef) doğrultusunda yaptığı çalışmalar; bugün onu dünyanın en zengin insanlarından biri haline getirdi, toplumları ve mahremiyet algısını ise çok olumsuz bir şekilde dönüştürdü.

Bugün dünya genelinde 4.5 milyar insanın internete erişiminin olduğu, 3.8 milyar insanın sosyal medya kullanıcısı olduğu, bunlar arasında 2.5 milyar ile en fazla kullanıcıya sahip olan sosyal medya platformunun Facebook olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, distopik bir toplumda yaşadığımız veya bu yönde ilerlediğimiz gerçeğini kabul etmek gerekir (WeAreSocial).

Facebook ve Kabarık Sicili

WhatsApp ilkelerinin güncellenmesine ilişkin bildirimi anlamak için Facebook ile WhatsApp arasındaki ilişkinin tarihsel geçmişini bilmek ve değerlendirmeleri de bu bağlamda yapmak gerekir.

ABD’de tüketici haklarının korunması, rekabetin korunması, serbest piyasaya zarar veren uygulamaların önlenmesi ve ortadan kaldırılması gibi amaçlarla kurulan Federal Ticaret Komisyonu, 2011 yılında verdiği bir kararda:

  • Kullanıcılardan onay alınmaksızın ve hatta herhangi bir bilgilendirmede dâhi bulunulmaksızın “arkadaş listesi” gibi özel bilgilerin herkesin erişimine sunulduğu,
  • Üçüncü taraf uygulamaların, ihtiyaç duymuyor olmalarına rağmen kullanıcıların neredeyse tüm verilerine erişebildikleri,
  • Kullanıcılar tarafından “Sadece arkadaşlarım görüntülesin” şeklinde işaretlenen verilerin yalnızca arkadaşlar listesi ile paylaşılmadığı, kullanıcının arkadaşları tarafından kullanılan üçüncü taraf uygulamaların da bu verilere erişebildikleri,
  • “Onaylanmış Uygulamalar” programı ile üçüncü taraf uygulamaların güvenliklerinin Facebook tarafından test edildiği ve onaylandığı beyan edilmesine karşın bu testin ve doğrulamanın yapılmadığı,
  • Kullanıcı verilerinin reklam verenlerle paylaşılmadığı beyan edilmiş olmasına rağmen verilerin paylaşıldığı,
  • Hesabını pasife alan veya silen kullanıcılara ait (fotoğraf ve videolar da dâhil olmak üzere) tüm içeriğin erişilemez hâle getirildiği beyan edilmesine rağmen bu içeriklere hesabın silinmesinden sonra dâhi erişilebildiği,
  • Kişisel verilerin; ABD ile AB arasındaki “Güvenli Liman” anlaşmasında yer alan hükümlere uygun şekilde aktarıldığı beyan edilmesine rağmen buradaki hükümlere riayet edilmediği,

tespitleri yapılmış, Facebook’un uyması gereken bazı şartları ihtiva eden bir anlaşmayı imzalaması teklif edilmişti (FTC).

Facebook’un kabarık sicili hakkında daha detaylı bilgi almak için şu kaynaklara göz atabilirsiniz (TechCrunch, BusinessInsider, FirstPost, CreativeFuture, Epic, Guild, NBCNews, TechRepublic). Hepsi ayrı ayrı skandal olarak değerlendirilebilecek sayısız uygulama ve iş süreci hakkında bu bağlantılarda çok sayıda bilgi ve belge bulabilirsiniz. Yine bu konularda yazılmış kitaplar (Facebook: The Inside Story, Zucked: Waking up to the Facebook Catastrophe, Mindfuck), makale ve yazılar (Time, NYTimes, USA Today-1, USA Today-2, The Guardian, WashingtonMonthly, WashingtonPost, USA Today-3, The Guardian UK, FT) gösterime girmiş belgeseller (The Great Hack, The Social Dilemma) ve film (The Social Network) mevcut (Netflix de mahremiyete aykırı iş süreçleri açısından ayrı bir mevzuu, onu da belirteyim).

WhatsApp ve Facebook Birleşmesi

Facebook, son 15 yılda irili ufaklı 88 farklı şirketi bünyesine dâhil etti (Wikipedia). Bugüne kadar bünyesine dâhil ettiği en büyük şirket WhatsApp oldu.

Hatırlanacağı üzere WhatsApp, Facebook tarafından 2014 yılında 19 milyar dolar karşılığında satın alınmıştı (CNN). Bu paranın 4 milyar doları nakit, 12 milyar doları hisse senedi ile ödenmişti. Geri kalan 3 milyar dolarlık bölümü için WhatsApp yönetici ve çalışanlarının dört yıl süreyle Facebook bünyesinde çalışmaya devam etmesi halinde yine hisse senedi ile ödenecek şekilde anlaşılmıştı.

Sosyal medya devi olan Facebook, pazardaki en önemli aktörlerden biri olan WhatsApp’ı satın alabilmek için Federal Ticaret Komisyonu’nun onayına ihtiyaç duyuyordu. Nitekim bu iki devin birleşmesi ile Facebook, birkaç milyar kullanıcı üzerinde söz sahibi olacak ve böylelikle pazarda tekel oluşturabilecekti. Komisyon, alım için yapılan başvuruya şartlı onay verdi: Her bir şirketin mahremiyet düzenlemelerine ve süreçlerine devam etmesini, şirketler arasında veri aktarımı yapılacaksa veya gizlilik ilkelerinde değişiklik yapılacaksa kullanıcılardan açık rıza alınmasını, açık rıza alınmaksızın taraflar arasında veri aktarımı yapılmamasını istedi. Ayrıca WhatsApp’taki verilerin nasıl elde edileceği, kullanılacağı ve paylaşılacağına ilişkin kurallarda bir değişiklik yapılacaksa, kullanıcılara bu değişiklikleri kabul etmeme hakkı tanınmasını da tavsiye etti (FTC). Rekabet Otoritesi’nin taraflara gönderdiği mektupta tüm detaylar görülebilir, tarafların hangi taahhütleri verdikleri ve Otorite’nin hangi şartlarda birleşmeye izin verdiği incelenebilir.

İlave (08/01/2021 – 11:27): Birleşme başvurusu kapsamında verdikleri bilgilerin yanlış olması nedeni ile AB Komisyonu tarafından Facebook’a 2017 yılında 110 milyon euro ceza verilmişti (EC). Kullanıcıların Facebook ve WhatsApp hesaplarının otomatik olarak eşleştirilmeyeceği beyan edilmiş olmasına rağmen bu ihtimalin varlığının 2014 yılında da bilindiği tespit edilmişti.

Rekabetin ve Kişisel Verilerin Korunması

Bu makalede hukuki açıdan teknik detaylara girmeyi tercih etmiyorum fakat özetle ifade etmek gerekirse; biri rekabet hukukuna, diğeri ise veri koruma hukukuna ilişkin olmak üzere iki temel alanda hukuka aykırılık ön plana çıkıyor.

İlki, FTC’nin şartlı onayında belirtmiş olduğu “taraflar arasında veri aktarımı yapılmamasına” ilişkin şartın ihlâlidir. Bu şartın ihlâli nedeniyle Federal Ticaret Komisyonu Yasası’nın 5 inci bölümü gündeme gelecektir. Tam olarak bu noktada, Komisyon’un 2019 yılında Facebook’a, kullanıcılarının mahremiyet ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesi ile 5 milyar dolarlık rekor ceza verdiğini belirtmek isterim (FTC).

İkincisi ise veri işlemeye ilişkin kurallarda yapılacak değişikliklerde kullanıcılardan açık rıza alınmasına ilişkin kuralın ihlâlidir. Bu kuralın ihlâli durumunda kişisel verileri işlenen ilgili kişilerin yaşadığı ülkelerde yürürlükte olan veri koruma düzenlemesinin ilgili hükümleri (GDPR m. 83/5-a, KVKK m. 18/1 vs.) gündeme gelecektir. Özellikle ülkemiz ve AB hukukunda açık rızanın unsurlarından birisinin “özgür irade ile açıklanma” olması nedeniyle açık rızanın hizmet sunumu için şart koşulması durumu özgür iradeyi sakatlamaktadır. Dolayısı ile “ya kişisel verilerinizin Facebook Şirketi Ürünleri’nde kullanılmasına izin vereceksiniz, ya da artık WhatsApp’ı kullanamayacaksınız” gibi bir zorlama, ülkemiz ve AB hukukuna aykırılık teşkil etmektedir.

O bakımdan hem AB’deki veri koruma otoritelerinin hem de Kişisel Verileri Koruma Kurulu ile Rekabet Kurulunun bu hukuksuzluğu ele alacaklarını düşünüyorum.

İlave (07/01/2021 – 20:26): WhatsApp EMEA Regülasyon Direktörü tarafından gönderilen tweet’te, gizlilik ilkelerindeki güncelleme ve sonrasındaki veri işleme/aktarma pratiklerinin AB kullanıcılarını etkilemeyeceği ifade edildi (Sweeney).

İlave (11/01/2021 – 16:30): Gün içerisinde hem Rekabet Kurumundan, hem de Kişisel Verileri Koruma Kurumundan açıklama geldi. Her ikisi de yaşanan gelişmelerle ilgili olarak inceleme başlattıklarını duyurdu.

WhatsApp İlkelerinde Değişikliği Tetikleyen Gerekçeler

Bilindiği üzere 2018 itibarı ile “WhatsApp İşletme” hizmeti devreye alındı. Bu hizmet sayesinde işletmelere, müşterilerine destek vermek amacı ile WhatsApp İşletme hesabı oluşturmalarına imkân sağlandı. Mayıs 2018 tarihinde 3 milyon işletme tarafından kullanılan hizmet, Temmuz 2020’ye gelindiğinde 50 milyon işletme tarafından kullanılır hâle geldi (WhatsApp).

WhatsApp, kendisine abone olan işletmelerin sayısını daha da artırabilmek için işletmelere, alternatif kullanım yöntemleri ve farklı entegrasyon izinleri sağlamak istiyor. Böylelikle WhatsApp İşletme hizmeti, işletmelerin kendi kullandıkları çözümler ile entegre edilebilir hâle gelecek ve dolayısı ile çok daha fazla işletme tarafından kullanılacak. Bu da tüm yönleriyle ele alınacak olursa WhatsApp için çok büyük bir kazanç potansiyeli anlamına geliyor.

Diğer taraftan, Mayıs 2018’de AB’de yürürlüğe giren Genel Veri Koruma Tüzüğü, mevzuata aykırı veri işleme süreçleri yürüten şirketlere küresel cirosunun %4’üne kadar para cezası verilmesine imkân sağlıyor. Yine geçtiğimiz haftalarda AB’de ilk Taslağı sunulan ve yakın zamanda yürürlüğe girmesi beklenen Dijital Hizmetler Yasası’nda şirketlere, hükümlere aykırılık halinde küresel cirosunun %6’sına kadar para cezası verilmesi öngörülüyor.

Dolayısı ile bugüne kadar yürürlükte olan maktu cezalar artık yerlerini ilgili şirketin ekonomik büyüklüğü ile orantılı, caydırıcı cezalara bırakıyor. Bu cezalara muhatap olmak istemeyen WhatsApp ve Facebook, kullanıcı verileri ile neler yaptıkları noktasında biraz daha şeffaf konumlanmak istemiş olabilirler.

İlave (08/01/2021 21:53): Facebook, bu değişikliği yaparak WhatsApp üzerinde kurumsal amaçlı iletişimleri kolaylaştırmak istediğini 22/10/2020 tarihinde belirtmiş (Facebook).

Bir Hayırsever (!) Olarak Zuckerberg

Günümüzde Facebook ve kurucusu Zuckerberg, tüm bu kabarık ve kötü sicilini düzeltmek için gerek ülkemizde ve gerek dünyanın farklı yerlerinde “sosyal sorumluluk” projeleri yürütüyor, yoksulları gözetiyor, ırkçılıkla mücadele ediyor (Forbes), seçimlerin daha güvenli gerçekleştirilmesi için bağış yapıyor ve demokrasiyi güçlendiriyor (Vox), üniversitelere ve dolayısı ile eğitime destek oluyor (QZ), Afrika’ya internet ulaştırıyor (AA), hatta COVID-19 ile mücadeleye dâhi katkı sağlıyor (CNet). Haberleri okuduğunuzda ve biraz araştırma yaptığınızda bu desteklerin öyle birkaç milyon dolardan ibaret olmadığını, yüzlerce milyon ve hatta bazen milyarlarca doları bulduğunu görebilirsiniz.

Nitekim 2015 yılında baba olan Zuckerberg, yeni doğan bebeği Maxima için kaleme aldığı bir mektupta malvarlığının %99’unu (ki bu rakam 2015 yılında 45 milyar, bugün itibarı 100 milyar dolara tekabül ediyor), daha sağlıklı ve mutlu bir dünya için vakfettiğini açıklamıştı (NYTimes).

Bu haberler bana Malcolm X’in güzel bir sözünü hatırlatıyor: “Eğer dikkat etmezseniz medya, mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur.”

Özür Dilemeyi Alışkanlık Haline Getiren Zuckerberg

Peki hayırseverlikte sınır tanımayan Zuckerberg ile bugüne kadar dilemek zorunda kaldığı özürler arasında bir ilişki olabilir mi?

2018 yılında ortaya çıkan Cambridge Analytica Skandalı nedeniyle ABD Senatosu’nda düzenlenen “Facebook, Sosyal Medya Gizliliği, Veri Kullanımı ve Suistimali” başlıklı oturumda ifade veren Zuckerberg, “Sorumluluklarımızı geniş bir bakış açısı ile ele almadık ve bu büyük bir hataydı. Bu benim hatamdı ve bu nedenle özür dilerim.” demişti (NTV).

Aradan yaklaşık iki yıl kadar geçti fakat Zuckerberg hatalarından ders çıkarmamış görünüyor. Aslında buna hata dememek lazım, nitekim “Aynı hatayı iki kez yapamazsınız. İkinci kez yaptığınız hata değil, tercihtir.” der Steven Denn.

Zuckerberg’in bugüne kadar dilemek zorunda kaldığı özürlerin bazılarını şu bağlantılar üzerinden inceleyebilirsiniz (WashingtonPost, Wired, CNBC, FastCompany).

WhatsApp İçin Alternatif Uygulama Önerisi

Anlık mesajlaşma amacı ile WhatsApp için pek çok alternatiften söz etmek mümkün, fakat WhatsApp’ın yerine koyabileceğiniz uygulama alternatifleri ne yazık ki sınırlı ve kısıtlı.

WhatsApp yerine kullanacağınız alternatif uygulamanın hem (mümkün olduğunca) güvenli olması hem kullanıcı deneyiminin yüksek olması hem de sosyal çevrenizde yaygın kullanıma sahip olması gerekir. Tüm unsurları birlikte düşününce şahsen benim aklıma yalnızca Telegram geliyor (Yaygın kullanılan, güvenli ve sürdürülebilir farklı bir uygulama önerisi olanlar bu önerilerini paylaşabilirlerse, makaleyi revize edebilirim).

İlk olarak 2013 yılında uygulama marketlere giren Telegram ile ilgili bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz, birçok soruya cevap veriliyor. Hatta “Telegram’ın WhatsApp’tan farkı nedir?” isimli bir başlık da var.

Telegram, WhatsApp’ın aksine açık kaynak kodlu bir uygulamadır ve kodları GitHub üzerinden herkesin erişimine açık olarak paylaşılmaktadır. İsteyen herkes tarafından bu kodlar incelenebilmekte ve bu nedenle sistemde herhangi bir açık veya arka kapının olup olmadığı, işin uzmanları tarafından tespit edilebilmektedir.

Ayrıca WhatsApp’ta bulunmayan pek çok özellik Telegram’da bulunmakta, isteyen kullanıcılar yalnızca anlık iletişim amacı ile kullanabilecekler; isteyenler ise Telegram’ın sağladığı esnekliğin keyfini çıkarabileceklerdir.

Bazı önemli özelliklerden kısaca bahsetmem gerekirse:

  • Telefon numaranızı paylaşmadan, kullanıcı adınızla iletişim kurabilirsiniz. Dolayısı ile mesajlaştığınız herkesin telefon numaranızı bilmesine gerek kalmaz.
  • WhatsApp Web kullanmak için telefonunuzun açık olması gerekir fakat Telegram’ı telefonunuz kapalıyken de yalnızca bilgisayarınızdan kullanabilirsiniz. O yüzden telefonunuzun şarjı bitse bile Telegramı kullanmaya devam edebilirsiniz.
  • WhatsApp’ta sadece belirli formatta dosya paylaşımı yapabilirken Telegram’da tüm dosya türlerini gönderebilir ve alabilirsiniz.
  • WhatsApp’ta paylaştığınız fotoğraf ve videolar sıkıştırılır ve kalite kaybı olur. Telegram ise bu tercihi size bırakır, isterseniz dosyayı olduğu şekilde ve kalitede paylaşabilirsiniz.

Eğer kullanım yaygınlığı kriteri olmasaydı, yalnızca güvenlik ölçütünü esas alarak bir tavsiyede bulunacak olsaydım bu durumda Signal uygulamasını da tercih edebilirdim.

İlave (09/01/2021 13:20): Akıl ve ruh sağlığımı korumak, vaktimi daha faydalı işlere ayırmak amacı ile sosyal medya ve basını takip etmiyorum. Sosyal medyada Telegram ve Signal’in çok fazla ön plana çıktığı haberini alınca “acaba herhangi bir yönlendirmede bulunmasa mıydım” diye düşündüm. Toplu dönüşümler her zaman risklidir ve genellikle “ana akım” tarafından yönlendiril(mek isten)ir. Bu çekinceyi de aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var, alternatif uygulamalarda sıkıntı yaşanmayacağının garantisini hiç kimse veremez. Ayrıca hiçbir uygulama/hizmet, %100 güvenli değildir.

Sonuç ve Kapanış

Bugüne kadar mevzuata aykırı iş süreçleri nedeniyle milyarlarca dolar ceza alan, kullanıcılarına ve devlet yetkililerine yalan söyleyen, verdiği taahhütleri yerine getirmeyen, herkesi tüm hayatını paylaşarak şeffaf olmaya davet ederken kendi uygulama ve süreçlerinde hiç şeffaf olmayan, daha fazla para kazanabilmek ve güç elde edebilmek için mevzuata aykırı hareket etmeyi ve yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren, adı sayısız skandala karışan Zuckerberg’in özürleri ve hayırseverliği (!)  sizin için ne anlam ifade ediyor?

Bu makalede kaynakları ile birlikte paylaştığım gerçeklere rağmen, “WhatsApp koşullarını ve gizlilik ilkesini güncelliyor” bildirimini kabul edebilir, Anayasa ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerinin korunmasını isteme haklarınızdan feragat ederek WhatsApp’ın hesabınızı silme tehdidine boyun eğebilir, üye olurken ve kullanım esnasında sizden hiçbir ücret talep etmeyen ve reklam gösterimi gibi gelirleri de bulunmayan fakat verilerinizi satarak geçimini sağlayan WhatsApp’ı kullanmaya devam etmek isteyebilirsiniz. Bu tercihinize saygı duyarım, lakin ben WhatsApp’ın bu tehdidine ve dayatmasına boyun eğmeyecek, önüme konulan sözleşmeyi imzalamayacak ve bu nedenle verilen sürenin sonu (08/02/2021) itibarı ile WhatsApp’ta artık bulunmayacağım.

Bunun şahsi bir mesele olmayıp toplumsal bir mesele olduğunu, ulusal güvenliğe kadar pek çok konuda tehdit unsuru içerdiğini de bu vesile ile ifade etmeliyim.

20 Comments

  • Merve dedi ki:

    teşekkürler bu güzel bilgiler için. sitenizi ilk kez ziyaret ediyorum. başarılarınızın devamını dilerim

  • Metin Kutlubay dedi ki:

    Önemli ve duyurucu bilgiler içeren Makale icin teşekkür ederim..
    Yerli üretim bir sosyal medya fikri üzerinde durmak gerekir..
    Çok fazla anlamadığımız bir konu malesef kuşatılmışlık hissi duymamıza rağmen bu sosyal medyaları kullaniyoruz..
    Turcell firmasının geliştirdiği BIP Uygulamasi nasıl?
    En azından ülkedeki Kamu kurumları bunu kullanması gerekmezmi guvenlik gerekçesiyle…

    • Rica ederim. Aslında kullanım alanına göre öncelikler ve gereklilikler değişebiliyor. Kamu kurumlarının hizmet sunumu süreçlerinde veya kendi iç iletişiminde dediğiniz gibi yerli ve milli yazılımların tercih edilmesi gerektiğini (hatta bunun bir gereklilik ötesinde zaruret olduğunu) düşünüyorum ben de. Fakat bireylerin hak ve özgürlükleri, dijital mahremiyet ve güvenliklerini ön planda tutarak değerlendirdiğimde, yerli ve milli olma özelliğinin tek başına yeterli olmadığına, güvenlik kriterlerinin ve standartlarının daha ön planda olduğuna inanıyorum.

  • Zeynep dedi ki:

    Ben öyle aceladen hiç incelemeden onayladım. Şimdi bu onayı iptal etmem için ne yapmalıyım?

    • Onayı iptal etme isteğinizi, WhatsApp’ı kullanmayı istemediğiniz şeklinde anlıyorum (Nitekim onay vermeyenlerin WhatsApp hesabının silineceği açıklandı). WEğer WhatsApp’ı artık kullanmak istemiyorsanız, makalede paylaştığım yöntemle (Ayarlar – Hesap Ayarları – Hesabımı Sil) hesabınızı silebilir ve sonrasında uygulamayı cihaz(lar)ınızdan kaldırabilirsiniz.

  • İlyas Fevzi İNANÇ dedi ki:

    Çok güzel derlenmiş bir makale .
    Ne yapacağımıza karar verememle birlikte , oldukça aylınlatıcı bilgiler .
    Teşekkürler …

  • Laspendoras dedi ki:

    “WhatsApp’ın bu tehdidine ve dayatmasına boyun eğmeyecek, önüme konulan sözleşmeyi imzalamayacak ve bu nedenle verilen sürenin sonu (08/02/2021) itibarı ile WhatsApp’ta artık bulunmayacağım.”Mark hakkında birçok konuya değindin. Mahkemeler, açılan davalar,face book’un bilgi kaçırması,birçok bilgiyi ifşa etmesi,gizlilik ilkelerine riayet etmemesi gibi adına açılan onlarca dava. Peki bunların hepsini, facebook’un gizlilik ilkesini ihlal edip hakkı olmayan bilgileri kullanıp suç mekanizması olarak çalışıp bir de whatsapp’ı satın alıp suç ağını daha da genişlettiğini biliyordun da niye hala düne kadar whatsapp’ı kullanmaya devam ettin. Sen de bir kullanıcı olarak işlenmiş suçları bildiğin halde bu sosyal ağı kullanmaktan düne kadar vazgeçmediğin için sende suça ortak olmuş sayılmaz mısın?Facebook ile whatsappın beraber yasadışı çalışmalarının üzerinden yıllar geçiyorda senin ani karar verip dönmem neden 8şubat 2021 oluyor?Neden daha yıllar önce bu kararı vermedin?İlla whatsappdan uyarı mesajımı gelmesini bekliyordun. Demek ki;whatsappdan uyarı mesajı gelmezse daha önce işlenmiş suç olaylarını böyle kullanıcılara ulaştırmayıp hala sen de whatsaph kullanmaya devam edecektin. Yazdıkların doğru fakat düne kadar keyifle kullandığın whatsapp hakkında şimdi ifadelerin benim düşünceme fikrime göre ters yanlış. Yahudiler dünyanın en kaliteli ürünlerini üreten milletlerdir. Her zaman onların çalışmalarına saygı duyarım. Şimdiden koşulları kabul ettim bile. Senin bu ağa karşı tavrın yada kullanmaman hiçbir şeyi değiştirmez.

    • Yorumunuz için teşekkür ederim. Önceki yazılarımı okumuş olsaydınız böyle bir yorumda bulunmazdınız diye düşünüyorum. WhatsApp anlık mesajlaşma uygulaması, buna alternatif olarak kullanacağınız uygulamanın da en azından sosyal çevrenizin önemli bir bölümü tarafından kullanılması gerekir. Tek başınıza olduğunuz bir yerde iletişim kuramazsınız, nitekim yıllar önce Telegram ve Signal yüklemiş olmama rağmen bu uygulamaları kullanamadım. Fakat bu WhatsApp hadisesi ile birlikte toplumun genelinde farkındalık seviyesi yükseldi, böylelikle alternatif uygulamaların tek başlarına (WhatsApp’a mahkum olmaksızın) kullanımı da mümkün hâle geldi.

  • Anonim dedi ki:

    Hicbirsey anlamadım kısacası kabul edersek ne oluyor bunu yazsanız yeterli

    • Tek cümle ile basit şekilde özetlemek gerekirse: Sözleşmeyi kabul ettiğiniz taktirde yalnızca iletişim amaçlı kullandığınız WhatsApp; mesaj içeriklerinizi (iletişim dışındaki) farklı amaçlarla kullanabilecek, mesaj içeriklerinizin bir bölümünü farklı kişi ve işletmelerle de paylaşabilecek.

      • Sümeyye dedi ki:

        Peki benim ciddi anlamda anlamadığım bir konu var, bilgilerimizi nerelerde ve ne amaç ile kullanıyorlar, bilgilerimizin işletilmesi nasıl kazanç sağlıyor..? Gibi oldukça basit sorular var aklımda…basitleştirerek yanıtlarsanız sevinirim, teşekkürler.

        • Reklam ve pazar araştırmalarında, tüketici eğilimlerinde, satış stratejilerinde kullanıyorlar… Verilerinizi işleyerek size neyi nasıl satabileceklerini çok iyi analiz ediyorlar, herhangi bir konudaki fikrinizi ne şekilde değiştirebileceklerini çok iyi biliyorlar…

  • ZEKİ DELİKAYA dedi ki:

    Sevgili kardeşim öncelikle verdiğin bilgiler, kişisel verilerin korunması alanındaki bilgi ve tecrübelerini ve konuya hakimiyetini ortaya koyması bakımından çarpıcı. Tabi bu tek başına yürünecek bir yol değil. Tüm STK lar, basın yayın mecraları ile ilgili kişi ve kurumlar başta olmak üzere hepimizin toplumun bilinçlendirilmesi ve alternatif bir uygulamaya geçilmesini (ben bu konuda yıllardır kullanan biri olarak Turkcell in BİP uygulamasını tavsiye ediyorum), bu konuda yasal tedbirleri almaya ve yasal düzenlemelerle bu tür istismarların önlenmesini sağlamak için harekete geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Selam ve Teşekkürlerimi sunuyorum

    • Teşekkür ederim Zeki abi. Kesinlikle katılıyorum, bu konular giderek önem kazanıyor. Avrupa Birliği’nin yakın geçmişte yayımladığı Dijital Stratejisi ve bu kapsamda hazırladığı “Digital Services Act” ve “Digital Markets Act” düzenlemeleri bunun önemli göstergeleri. Yine şu anda ABD’de yaşanmakta olan olaylara bakıldığında; internet ortamında ifade özgürlüğünün, sosyal medya platformlarının sorumlulukları ve yetkileri konusunun daha fazla gündeme geleceği görülüyor. Hem toplumun hem de kamunun bu konuda bilinçlenmesi, devletin doğru bir strateji belirlemesi ve bu doğrultuda gerekli ortamı hazırlaması gerekiyor. Bir mahremiyet aktivisti olarak acizane bildiklerimi herkesle paylaşmaya, dijital dünyada mahremiyet ve güvenliğin önemini anlatmaya gayret ediyorum. Bizim camiada doğru bildiğini söyleyen, para kazanma derdiyle “teknoloji devlerini” veya bazen kamuyu karşısına alma cesaretini gösterebilen hukukçu pek yok, bir çoğu tüm taraflarla arayı sıcak tutma derdinde, biraz da bu açığı kapatmaya çalışıyorum açıkçası… BİP konusuna ise ne yazık ki katılamıyorum, dijital mahremiyet ve güvenlik konusunda “yerli ve milli” olma kriteri benim için asli değil; tali bir unsur. Eğer BİP açık kaynak kodlu olsaydı, verilerimizle neler yaptığını görebiliyor/inceletebiliyor olsaydık, (tabii bir de kullanıcı deneyimi yüksek olsaydı) o zaman şahsen tercih edebilir ve önerebilirdim. CBDDO tarafından çıkarılan Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi’nde yer alan hükümler kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarının yerli ve milli yazılım kullanma zorunluluğu mevcut, bu vesile ile bu hususu da dile getirmiş olayım. Selamlar, görüşmek üzere.

  • Aleyküm selam, tabii ki.

  • Abdusselam dedi ki:

    👍

  • burak dedi ki:

    Gerçekten bilgilendirici bir yazı olmuş, kaynaklarla desteklemeniz ve yasal noktalara değinmeniz gerçekten çok değerli. Elinize sağlık.

Leave a Reply

Detaylı bilgi için lütfen Mahremiyet Politikamızı inceleyiniz.