Skip to main content

Bu makale, Yeni Koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle bu sene kutlanamayan 14 Mart Tıp Bayramı’na ithafen hazırlanmıştır…

Koronavirüs Önlemi

Koronavirüs salgınına rağmen vatandaşlarını çalışmaya teşvik eden Çin, karantina gerekip gerekmediğini belirleyen bir uygulama kullanımını zorunlu tutuyor.

Pazara girmek isteyenler uygulamadan QR kodu okutuyorlar.

Pazara girmek isteyenler uygulamadan QR kodu okutuyorlar (Fotoğraf: Wong Campion/Reuters).

Uygulama kodlarını analiz eden New York Times; uygulamanın, kullanıcının toplum sağlığı için risk oluşturup oluşturmadığını gerçek zamanlı olarak belirlemekten daha fazlasını yaptığını tespit etti. Salgının azalmasından sonra da devam edebilecek sosyal kontrol süreçleri için bir şablon belirleyen uygulama tarafından toplanan bilgilerin, polisle paylaşıldığı görüldü.

Çin resmi haber ajansı Xinhua‘nın isimlendirmesi ile “Alipay Sağlık Uygulaması”, ilk olarak e-ticaret devi Alibaba’nın kardeş şirketi “Ant Financial” ın yardımıyla Çin’in doğusundaki Hangzhou eyaletinde yerel yönetim tarafından bir projede kullanılmış.

Çin’deki insanlar, Ant’ın popüler cüzdan uygulaması Alipay aracılığıyla uygulamaya kaydoluyor, kişisel verilerini girdikten sonra kullanıcılara sağlık durumlarını belirten yeşil (serbest hareket), sarı (bir hafta evde kalma) veya kırmızı (iki hafta karantina) renk kodu veriliyor. Ant’a göre sistem, halihazırda 200 şehirde kullanılıyor ve ülke çapında giderek yaygınlaştırılıyor.

Kişisel Veriler Paylaşılıyor

24 Şubat tarihinde yapılan basın açıklamasında, Hangzhou’nun başkenti olduğu Zhejiang Eyaleti’nde, 50 milyonun üzerinde vatandaşın (nüfusun %90’ından fazlasının) uygulamaya kaydolduğu belirtildi (ZJ). Bunlardan %98.2’sinin yeşil kodlu, geri kalan vatandaşların ise sarı ve kırmızı kodlu oldukları ifade edildi. Bu da yarım milyona yakın vatandaşın sarı veya kırmızı kodlu olduğu anlamına geliyor. 

koronavirüs

Yeşil kod serbestçe hareket edebilme imkânı sağlarken, sarı kod 7 gün evde kalmayı ve kırmızı kod ise 14 gün karantinayı gerektiriyor (Resim: TechNode).

İnsanların nasıl sınıflandırıldığına ilişkin Ant şirketinden veya Çinli yetkililerden yapılan herhangi bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle kendilerine sarı ve kırmızı renk kodu verilen, yani kendisini izole etmesi veya karantinaya alınması gereken kullanıcılar arasında korku ve şaşkınlık hâkim.

Uygulama aracılığı ile toplanan kişisel verilerin emniyet ve hükümet ile paylaşılması, Çin’in teknoloji devleri ile Komünist Parti hükümeti arasındaki ince çizgiyi daha da inceltiyor.

Yapılan analizde kullanıcı tarafından uygulamaya kişisel verilere erişim izni verilir verilmez kullanıcının konumunun, bulunduğu şehrin ve kendisini tekil tanımlayan kodun bir sunucuya gönderildiği tespit edildi.

Kullanıcılara, uygulama ile toplanan kişisel verilerinin emniyet ve hükümet ile paylaşıldığına ilişkin herhangi bir bilgilendirme yapılmıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nde görevli Çinli araştırmacı Maya Wang, böyle bir gözetimin tarihî emsâl teşkil edeceğini, Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri’nin haklarını ihlâl eden ve sistematik soykırıma maruz bırakan Çin’in, 2008 yılındaki Olimpiyatlarda ve 2010 yılındaki Expo Fuarı’nda gerçekleşen olaylar nedeniyle yürürlüğe koyduğu önlemleri ve gözetim sistemlerini hâlâ kullandığını söyledi.

Ant’ın Baş Hukuk Müşaviri Leiming Chen ise, “salgın hastalıkların kontrolünde özel sektör ve kamu işbirliğinin dünyada pek çok örneği bulunduğunu” ifade etti.

Çin’de Alipay’in 900 milyonun üzerinde kullanıcısı bulunuyor.

Kaynak: The New York Times, Technode.

Koronavirüs Değerlendirmesi

Dünyada her yıl yaklaşık 500 bin insan hayatını sıtma nedeniyle (Dünya Sağlık Örgütü – WHO), 650 bin insan mevsimsel grip nedeniyle (WHO), 770 bin insan AIDS nedeniyle (Birleşmiş Milletler – UNAIDS), 2 milyon insan trafik kazaları nedeniyle (WHO), 3 milyon insan alkol tüketimi nedeniyle (WHO), 7 milyon insan tütün ürünleri nedeniyle (CDC), 10 milyon insan kanser nedeniyle (WHO) hayatını kaybediyor.

Koronavirüs’ün (COVID-19) yeni bir virüs olması, dolayısı ile insanların daha önce temas etmedikleri bu virüse karşı bağışıklıklarının olmaması nedeniyle bulaşıcılığı yüksek ve bu nedenle vaka sayısı büyük bir hızla artıyor.

An itibarı ile tüm dünyada tespit edilen 155,817 vakanın 5,814’ü ölümle sonuçlanmış, 74,276’sı tedavi edilmiş. Tedavi süreci devam etmekte olan 75,724 vakadan 5,925’inin durumu ise kritik. Koronavirüs; 0-9 yaş aralığında kimsenin ölümüne sebep olmamış. 10-39 yaş aralığındakiler için virüsün ölüme sebep olma riski binde iki (%0.2), 40-49 yaş için binde dört (%0.4), 50-59 yaş için binde onüç (%1.3), 60-69 yaş için binde otuzaltı (%3.6), 70-79 yaş için binde seksen (%8), 80-89 yaş için ise binde yüzkırksekiz (%14.8) olarak tespit edilmiş (Worldometers).

Yukarıdaki istatistikleri yorumlarken şu gerçeği akıldan çıkartmamak gerek: Bu virüsü taşıyanların tamamına test yapılmadığı için, bir diğer ifade ile istatistikler yalnızca test yapılıp sonucu pozitif çıkanlar üzerinden ölçümlendiği için, aslında ölüm oranının çok daha düşük olduğunu söylemek mümkün (BBC Türkçe).

İstatistiklere göre koronavirüs; bebek, çocuk, genç ve orta yaşlılar için çok düşük miktarda ölüm riski arz ediyor. Fakat ileri yaşlı insanlar için, özellikle farklı kronik rahatsızlıkları olanlar için virüsün ölüme sebebiyet verme riskinin yüksek olduğu görülüyor. Dolayısı ile yaşlı nüfusun çok olduğu İtalya gibi ülkelerde, koronavirüs önemli bir tehdit olabilir.

Diğer taraftan, koronavirüs nedeniyle dünyanın hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağı da bir gerçek. Koronavirüs, özellikle ekonomik ve sosyal açıdan büyük değişimlere sebep olacak gibi duruyor. Dünya genelinde alınan tedbirlere, ana akım medyada çıkan haberlere, bu haberlere istinaden toplumların (malzeme stoklama gibi) reaksiyonlarına, sosyal medyada yazılan ve çizilen kıyamet senaryolarına bakılacak olursa, koronavirüs tehdidi geçtikten sonra ardında batık ekonomiler ve olumsuz yönde değişen toplumlar bırakacağa benziyor.

Son olarak bugün, İngiltere Başbakanı Boris Johnson tarafından yapılan koronavirüs için kontrole alma politikalarına son verildiğine, İngiliz halkının “sürü bağışıklığı” geliştirmesine ilişkin plân ve açıklamayı dikkât çekici bulduğumu ifade etmeliyim (BBC Türkçe).